|
SPOR
PSIKOLOJISI
Insan
vücudu, bilindigi gibi fizyolojik, psikolojik ve sosyolojik bir saç
ayagi üzerinde iç ve dis dengesini kurmustur. Bu ayaklarin her biri,
insanin saglikli bir yasam sürmesini ve saglikli davranislar
sergilemesine neden olmaktadir. Asagidaki satirlarda spor psikoloji
ile ilgili bazi temel kavramlarin tanimlarini bulacaksiniz.
1-Basarinin
psikolojik önkosullari nelerdir?
Sportif
basari bedensel performans zihinsel performans ve psikolojik
performansin toplamlidir. Özellikle derby maçlari olarak tanimlanan,
üstün fizik kondisyon ve mükemmel teknige sahip en iyi sporculardan
olusan takimlar arasindaki müsabakalar aslinda psikolojik
maçlardir. Bu gibi durumlarda basarili olmak için gereken ön
kosullar bilen ve uygulayabilen sporcu ile antrenör basarili
olacaktir. Kazanmak, galip gelmek ya da yenilmemek olarak
düsünülmemelidir. Sadece sonucu düsünmek ve ne olursa olsun galip
gelmeye çalismak sporcunun dogru düsünmesini ve dogru davranmasini
engeller. Sporcu sadece mevcut potansiyelini sergilemeyi
düsünmelidir. Rakibin gücü, maçin önemi, seyircinin tezahürati,
basinin izlemesi, sporcu izin vermedigi sürece performansini
etkileyemez. Sporcu basarisini saglayaninda, engelleyeninde yalnizca
kendisi oldugunu bilmelidir. Tek rakip vardir, o da sporcunun
kendisi kendisini yendigi zaman, yani izleyicinin, basinin,
rakibinin, hakemin, hatta hava ve saha durumunun basarisina tanik
olmaya hazir bekledigine inandigi zaman kazanmis demektir. Ve sonuç
kendiliginden gelir. Bu güvenle sahaya çikan sporcu her seyin kendi
kontrolünde olduguna inandigi için ne gerekiyorsa yapacaktir. Çünkü,
beyni ile vücudu arasinda önlenemeyecek bir iletisim vardir. Aksini
düsünürse vücut da o sekilde hareket eder ve vücut nasil davranirsa
beyin o sekilde düsünür. Panik halinde hareket eden, koordinasyon
bozuk, telasli davranislar sergileyen, hakeme sinirle el kol
hareketleri yapan, takim arkadaslarina bagiran bir sporcunun beyni,
o gün kötü bir günde oldugunu, her seyin ters gittigini, bu kadar
sansiz bir günde kazanmanin mucize olacagina düsünmeye baslar.
Düsüncesinde yenilgiyi kabullenen, kazanacagi konusunda süpheler
olan sporcu, asla kazanamaz. Basarili sporcu mücadeleyi seven,
zorluklarla basa çikmayi zevkli hale getirebilen, yaratici, büyük
düsünen ve hayaller kurmaktan korkmayandir. En yeni tekniklerle, en
iyi kosullarda ve en bilgili antrenörlerle çalisan, benzer yetenekli
birçok sporcudan sadece bazilar sampiyon veya yildiz sporcu olur.
Çünkü, onlar psikolojik olarak basarmaya hazirdirlar. Kendine
güvenir, yenmek ya da yenilmemek için oynamaz, sadece elinden
gelenin en iyisini yapmaya çalisir. Yaptigi isten zevk alir ve
kendisi izin vermedikçe hiçbir seyi ya da kimsenin basarisini
engelleyemeyecegini bilir. Kendisi ile ilgili asla olumsuz düsünmez.
Sadece o ani yasar ve hata yapmaktan korkmaz. Olumlu davranislara
yol açacagina inanir. Neseli rahat ve kendinden emindir.
2-Sporda
psikolojik bilgi edinme nedir? Bir
antrenör sporcularini seçerken ve antrenman planlamasi yaparken
onlarin fiziksel özellikleri kadar, psikolojik özelliklerini de göz
önünde bulundurmalidir. Birçok antrenör sporcularin neler
hissettigini çok iyi bildigini, onlari anlayabildigi çünkü daha önce
(sporcuyken) benzer seyleri kendisinin hissetmis oldugunu düsünür.
Ancak bu tür subjektif degerlendirmeler yanilticidir. Sporcular
hakkinda dogru bilgiler elde edebilmek için bilinçli yöntemler
seçilmelidir. Spor psikolojisinde en çok kullanilan tani koyma
yöntemleri; vaka tarihçesi, gözlem, deney, test ve sosyometridir.
Antrenörlerin,
ancak tani koyma yöntemleriyle sporculari hakkinda dogru bilgilere
ulasmalari ve buna dayanarak sporcularin gelecekteki davranislarini
hem tahmin etmeleri hem de sevk ve idare etmeleri olasidir
3-Sporda
düsünce süreçleri nelerdir? Sporda
düsünce sürecinin özelliklerinin ve çesitlerinin bilinmesi hem
antrenörün, hem de sporcunun teknik ve taktigi bilinçli olarak
uygulayabilmesi açisindan yararlidir. Yarismalar sirasinda son
derece heyecan duyulan ortamlarda ve her an beklenmedik durumlarla
karsi karsiya olan sporcunun her seye ragmen kendinden isteneni
yapabilmesi hiç de kolay degildir.
Yarisma
devam ederken bulundugu pozisyon içerisinde hedefi, kendi durumunu,
takim arkadaslarinin ve rakibin durumunu süratle degerlendirerek
dogru hareket etmek zorundadir. Yapilan her hatayi veya olasi daha
uygun hareketi disaridan kolaylikla gözleyip elestirmek olasidir.
Sporcudan yogun yüklenme içerisinde ve süratle hareket ederken
mantikli ve dogru hareket etmesi beklenir.
Sporda
hedef belirleme, sporcunun amacina ulasabilmek içim öncelikle elde
edilmesi gereken özelliklerin ortaya konulmasi anlamina gelir.
Hedeflerin belirlenmesi, sporcunun performansini gelistirmek için
planlamalar yaparken antrenöre yol gösterir.
Ancak,
ilerlemis sporcularda, hedefin sporcunun kendisi tarafindan
belirlenmesi sporcunun daha istekli ve sorumlu davranmasini saglar.
Bu durumu antrenör ve sporcu arasinda samimi ve güvene dayali bir
iliski bulunmali, sporcunun hedeflerini belirlemesine ona yardimci
olmalidir. Sporcunun
eger varsa o andaki hastalik veya sakatlik gibi problemleri
unutulmamali, onlar da göz önüne alinmalidir. Hedeflerin ne zaman ve
ne düzeyde oldugu bilinmelidir. Örnegin; hafta sonu oynanacak
basketbol maçinda 5 tane üç sayilik atis yapabilmek veya 10 savunma
ribauntu alabilmek gibi. Hedefler
ulasildikça basamakli olarak yükseltilebilir. Hedefler sadece
yarismalar için degil, antrenmanlar için de belirlenmelidir. Sporcu
yarismadan daha uzun bir süreyi antrenmanlara ayirmaktadir.
Hedeflerin belirlendikten sonra not seklinde yazilarak sporcunun
sürekli görebilecegi bir yere asilmasi yararli olur.
5-Motivasyon
nedir?
Sportif
yüksek performansin elde edilmesi için sporcunun uzun ve yogun
antrenmanlara katlanmasi, ulasilmis oldugu performansi degisik hava
kosullari altinda, rakip ve seyirci etkisine ragmen sergileyebilmesi
onun motivasyonu ile ilgilidir. 6-Yeterli
motivasyon nedir? Sporcunun
fizyolojik ve psikolojik açidan yarismaya hazir olma durumudur.
7-Yetersiz
motivasyon nedir? Burada
motivasyon düzeyi düsüktür. Yetersiz motivasyon durumundaki sporcu
keyifsizdir, nedensiz yorgunluk hisseder, yarismayi birakma
egiliminde veya bir an önce yarismanin bitmesi istegindedir. Iste bu
ortamda sporcuda start tembelligi söz konusudu
8-Start
tembelligi nedir? Sporcunun
bir yarismada yetersiz motivasyona sahip olmasi nedeniyle ortaya
çikan durumdur. Bu arada sporcu isteksizdir, yarismayi birakmak
ister, savasim istegi yoktur, sahip oldugu motor yetenekleri tam
verimi ile kullanilmaz.
9-Start
tembelliginden nasil kurtulunur?
Start
tembelligi durumundaki bir sporcuda yapilmasi gereken ruhsal
gerilimi artirmaktadir. Bnun için psikotonik antrenman
uygulanmalidir.
10-Asiri
motivasyon nedir?
Asiri
motivasyon durumundaki sporcu sinirli ve telasidir. Bacaklarda
halsizlik, ellerde titreme görülebilir.
Start telasi olarak isimlendiriln bir durum söz konusudur.
Sporcunun davranislar kontrolsüzdür.
11-Start
telasi nedir? Sporcunun
bir yarismada asiri motivasyona sahip olmasi nedeniyle ortaya çikan
durumdur. Burada sporcu kontrolsüz davranis ve asiri gergin bir
davranis biçimi sergiler. 12-Start
telasindan nasil kurtulunur?
Start
telasi durumundaki bir sporcuda yapilmasi gereken ruhsal gerilimi
azalmaktir. Bunun için psikoayarlama antrenmani uygulanmalidir.
13-Psikotonik
antrenman nedir? Psikotonik
antrenman, sporcularin psikolojik durumunu ayarlamak için kas
tonusunun (geriminin) bilinçli olarak ayarlanmasi prensibine
dayanir. Uygulamaya bakildiginda bir çok kas tonusunu ayarlama
teknigi vardir. Bunlar sirasiyla, otojenik antrenman teknigi,
progresif (gittikçe artan) rahatlama teknigi, psikofizik antrenman
teknigi, aktif tonus ayarlama teknigi v. b dir
14-Psikoayarlama
antrenmani nedir? Psikoayarlama
antrenmani, sporcularin psikolojik durumunu bir uzman denetiminde ve
onun yönlendirmesiyle ayarlamak için kas tonusunun (geriminin)
bilinçli olarak kontrol edilmesidir. Psikosomatik problemlerin
azaltilmasi veya yok edilmesi hedeflenir. Psikoayarlama yoluyla
yarisma için uygun zihinsel durum elde edilebilir, gereksiz enerji
kaybi önlenebilir, sporcuda basari ile ilgili kendine güven duygusu
gelistirilir. 15-Otojen
çalisma (traning) nedir? Otojen
training (otojen antrenman) tek basina uygulamayi ögrenene kadar
deneyimli bir uzman esliginde çalisilmalidir. 16-
Biyofeedback(Biyolojik Geri Bildirme) ile gevseme Biyolojik
geri bildirme gevseme, sporcularin psikoenerji yöntemlerine ve
enerjilerine yaptiklari aktivitelere göre optimal(en uygun)
kullanimlarina yardimci olur. Eger sporculardan üst düzeyde verim
almak istiyorsak onlarin fiziksel ve psikolojik kapasitelerini
gelistirmelerine yardimci olmak gerekir. Sporcular vücutlarindaki
gerginliklerle ilgili yeterli bilgiye sahip degillerse biyolojik
geri bildirimle gevseme çalismalari gereklidir. Kas gerginligini
ögrenmede üç çesit biyolojik geri bildirim kullanilabilir.
a-
Deri
sicakligi: Deri sicakligi genel gerginlik düzeyini isaret etmede
önemli bir göstergesidir. Kaslar gevsek oldugundan deride daha fazla
kan akisi oldugundan deride sicakligi yükselir, kaslar gergin
oldugundan deride daha az kan akisi oldugundan deri sicakligi
azalir.
b-
Deri
yüzeyinin elektrik aktivitesi: Derideki elektriksel aktiviteyi ölçen
birçok yol vardir. Bunlarin içindeki en kullanisli olangalvanik
deri tepkisidir (Galvanic Skin Responce-GSR). Vücut gergin
oldugunda. ter bezleri gergin kaslarda meydana gelen isiyi kaybetmek
için daha aktif olur. Deride nem oldugunda elektrik aktivitesinin
bir noktadan, diger bir noktaya akisi daha kolaylasmaktir. GSR ile
derideki bir noktadan diger bir noktaya olan bir dakikalik elektrik
aktivitesi ölçülür. Bu ölçüm sporcuya isitsel veya görsel
uyaranlarla bildirilir. Sporcular kaslarini gerdirme ve gevsetme
çalismalariyla derideki nem oranlarini alçaltip, yükseltmeyi
ögrenmelidir. Bunun sporcular tarafindan ögrenilmesi çok zaman
almaz.
c-
Kaslarin
elektriksel aktivitesi: Kaslarla çok düsük düzeyde olan elektriksel
aktivitelerelektromyografi EMG ile ölçülerek gerginlik tespiti
yapilir. EMG yöntemiyle kas gerginligi ölçmek özellikle sporcularin
özel kas gruplarinda gerginlikler yasandiginda ve GSR ile sonuç
alinmadiginda oldukça yararlidir.
Biyolojik
geri bildirimle gevseme sportif becerinin ögretimine benzer.
Öncelikle ögretilecek beceri tespit edilmelidir. Ögretilecek beceri
genel kas gevsemesi ile veya özel kas gevsemesi ile ilgili olabilir.
Belirlenen becerinin, biyo geri bildirimle gevseme olarak nasil
çalisacagi sporcuya açiklanir ve gösterilir. Sporcu sakin bir odaya
getirilir, malzemeler tanitilir ve nasil kullanilacagi açiklanir.
Sonra sporculara bilinçli olarak deri sicakliginin veya GSRin nasil
degistirilebilecegi gösterilir. Kas kasilmalari biyolojik-geri
bildirimle çalisilacaksa, sporcular EMGye baglanarak aracin
kullanimi gösterilmelidir. Araçlarin kullanimi ögretildikten sonra,
sporculardan hayal becerileriyle gerginliklerini kontrol altina
almalari ve isteklerine göre yönlendirmeleri istenir. Elektronikte
bilimsel gelismeler, yukarida sözünü ettigimiz araçlarin basit,
kullanisli, portatif olarak üretilmesini ve bunlarin antrenman
17-
Zihinsel antrenman nedir? Zihinsel
antrenman yapilacak olan hareketin uygulama olmaksizin yogun bir
sekilde zihinde canlandirilmasidir. Vücut bilinçli hareketlerinin
tamaminda beynin verdigi emirlere uymak durumundadir.
Bu
nedenle zihinsel antrenman koordinasyon gelisimde etkili bir
yöntemdir. 18-
Meditasyon nedir? Meditasyon
konsantrasyonu gelistiren bilinçli bir zihin çalismasidir. dogu
kültüründe günlük yasamin bir parçasi olan meditasyon, günümüzde
dünyanin pek çok ülkesinde kullanilir. Meditasyon yoluyla
rahatladiklari, daha huzurlu ve mutlu olduklari bilinmektedir.
Spora
meditasyon kendine güvenme motivasyonu yükseltme olumlum düsünce
gelistirme ve stresi azaltarak ideal performansa ulasmak amaciyla
zihinsel antrenman olarak kullanilmaktadir. Meditasyon
kolaylikla herkes tarafindan uygulanabilir. Etkili olabilmesi için
günde en az iki kere mümkünse ayni saat ve ayni yerlerde
tekrarlanmalidir. Meditasyona skin bir ortamda ve rahat bir
pozisyonda derin nefes alip vererek baslanir. sembol olarak bir obje
veya sözcüge yogunlasilir. Meditasyon yapilirken uykulu durumda
olmamali zihni berrak olmalidir 19-
Sibervizyon nedir? Gelismis
ülkelerdeki spor psikologlarinin, sporcularin performansini
gelistirmek amaciyla kullandiklari zihinsel tekniklerden biridir.
Özellikle gelisme dönemindeki sporcularda son derece faydali bir
tekniktir. Bu
teknikle ilgili spor dalindaki sampiyonlardan biri model olarak
alinir. Zihinde o sporcu canlandirilir. Hareketleri, teknigi,
basarilari canliymis gibi net ve parlak görülür. sporcu belirli bir
seviyeye ulastiktan sonra model aldigi sporcu yerine kendisini
koyarak düsünür. Ayni
mükemmel teknik ve basarilari kendinin sergiledigin, zihinde
canlandirilir. Böylece
kendine güvenme, kendi hakkinda olumlu düsünceler gelistirme,
basaracagindan emin olma gibi duygular hakim olmaya baslar.
20-
Swish (degistir) teknigi nedir? Sporcu
ancak kendine güvenli, rahat ve olumlu düsüncelere sahip ise ideal
performansini sergileyebilir. Bunun yoluda kendini rahatsiz eden
düsüncelerden ve davranislardan kurtulmasindan geçer.
Swish
teknigi insanin mükemmel davranisi gerçeklestirmek amaciyla kendi
kendine iletisim kurmasina dayanan NLPde (Neuro Linguistic
Programming) kullanilan bir tekniktir. Bunun
için sakin bir ortamda rahat bir sekilde oturulur. Sporcu
begenmedigi, degistirmek istedigi durumunu veya davranisini zihinde
canlandirir (olaylara çabuk sinirlenmek veya yanlis yaptiginda kendi
kendine kizmak gibi). Bu hayali zihnindeki ekraninin sol üst
kösesinde büyük ve net olarak yerlestirir. Sonra sahip olmak
istedigi durumu veya davranisi zihninde canlandirir. (Sakin olmak
hatalara ragmen kendine güvenini kaybetmemek, basaracagina inanmak
gibi). Bu hayali de zihnindeki ekranin sag alt kösesine küçük ve net
olmayan sekilde yerlestirir. Daha sonra da soldaki görüntüyü giderek
küçültüp kaybederken, sagdaki olumlu ve istenen görüntüyü büyütüp,
net ve parlak bir sekilde tüm zihin ekranina yerlestirir. Bu anda
büyük bir basari elde etmis gibi sevinçle görüntüyü hissederek ve
duyarak pekistirmeye çalisir. Bu
çalismanin her seferindeki birkaç kez ve sanki gerçekten
yasiyormuscasina hissedilerek yapilmasi gerekir. Etkisi, sasirtici
sekilde olumlu sonuçlar ortaya çikarmaktadir. 21-
Duygularin
performansa etkisi nedir?
Duygular
sözle anlatilmasi güç olan ve cosku, sevinç, nese, kizginlik, öfke,
hiddet, endise, korku v. b isimlerle anilan yasantilari kapsar.
Duygularin bilinçli olarak yönetilebilmesi için antrenman planlamasi
sirasinda ele alinmasi gerekir. Duygularin kontrol altina
alinmasindan kasit, onlarin bastirilmasi degildir. Çünkü duygular
deneyim ve ögrenme süreçlerinin kontrolü altindadir, Duygularini
tanimayan ve yönetemeyen sporcu, sahip oldugu gerçek performans
düzeyini sergileyemez. Sporcunun
duygulari kendine yönelik olabilir. Genellikle genç sporcular bir
yandan yetersiz kendine güven, bir yandan da begenilme, kabul görme
istegi arasindaki farklilik düsük performans ortaya konmasina neden
olabilir. Burada sporcu o gün havasinda olmadigi ya da her seyin
ters gittigi gibi ifadelere olasi basarisizligina kilif hazirlamaya
çalisir. Basta bir sekilde sporcu duygularini çevredeki kisi ve
olaylara yöneltebilir. Sporcu hava durumunu, zemini i, ulasim
kosullarini, yakim arkadaslarinin yaptigi hatalari kendi
basarisizliginin nedeni olarak gösterebilir. Hayal kirikligi ve
teslimiyetin sonucu sansizliktan kurtulamamak olarak açiklayabilir.
Bu
noktada antrenöre büyük görev düsmektedir. Antrenör sporcunun
duygularinin yarismandan önce ortaya çikmasina olanak saglayacak
planlamalar yapilmalidir. Çünkü, kisisel farklilik nedeniyle
sporcularin duygusal yönelimleri ve bunlarin yönetimi farkli
olacaktir. Bunlarin yarisma sirasinda tespit ederek çözümlemek olasi
degildir. Sporcunun
duygulari nese, endise veya kizginlik düzeyinde ise gösterdigi
tepkiler performansini engelleyecek asamada degildir. Antrenör
sporcuya açiklayici konusmalar yaparak veya örnekler göstererek ona
yardimci olabilir. Ancak bu duygularin aliskanlik haline gelmesi,
yarismanin hafife alinmasi ve önemsenmemesine yol açacagindan göz
ardi edilmemelidir. Sporcunun
duygulari sevinç, korku veya öfke düzeyinde ise dikkati,
koordinasyonu ve taktik davranislari olumsuz yönde etkilenelebilir.
Çünkü bu duygular sporcunun yarisma için hedefledigi teknik ve
taktik davranislarinin önemini kaybetmesine yol açar. Kendisine faul
yapildiginda veya rakip öne geçtigi durumlarda sporcu yukaridaki
duygularin etkisinde ise rakibine düsmanca duygular sergileyebilir
veya yarismayi kazanma ümidini kaybederek çaba göstermekten
vazgeçebilir. Ya da yarisma sirasinda bu duygularla hareket eden
sporcu, eger yarismada iyi durumda ise erken sevinç nedeniyle
teknik, taktik davranisi önemsemeyerek sürpriz yenilgiler alinmasina
yol açabilir. Antrenör iyi gözlem yaparak sporcunun bu duygularini
hemen tespit edip algilama, düsünme ve karar vermesinde
bilinçliligin devamini saglamalidir. Sporcunun
duygulari cosku, dehset veya hiddet düzeyinde ise basta düsünme ve
algi yetenegi olmak üzere pek çok zihin fonksiyonu zayiftir ve
hareketlerini bilinçli olarak gerçeklestirmesi olasi olmaz.
Sporcunun sahip oldugu psiko-fizik denge durumuna kavusmasi için
yogun duygularin ortadan kaldirilmasi gerekir. Aksi takdirde
sporcuya oyunda tutmaya devan etmek ve sonuç beklemek büyük hata
olur. 22-
Sporcuya
duygusal yardim nedir?
Sporda,
hemen her durumda duygusal açidan yaklasilabilir ve eger dogru
yöntemler kullanilabilirse sporcunun duygularini tanimasi ve kontrol
etmesi ögretilebilinir. Duygularin
önemli bir özelligi var olan durumun algilanmasina bagli olarak ve
subjektif yargilama sonucu ortaya çikmasidir. Bu
nedenle antrenör yarismada yasanan durumlari, antrenman planlamasi
sirasinda benzer sekilde yaratarak, sporcunun deneyimlerini
artirmali ve olumlu duygular, dogru algilama, mücadele istegi
uyandirmayi saglayarak, olumsuz tepkileri basindan engellemelidir.
Bunun içinde öncelikle yapilacak olan antrenörün anlayisli ve güven
verici davranarak sporcunun duygularini rahatlikla açiklayabilecegi
bir iletisim kurmasidir. Sporcuya
yanlis tepkilerde suçlamak ve yapmasi gereken dogruyu söylemek
yerine davranisinin nedenini bulma konusunda yardimci olmak
gerekmektedir. Genellikle sporcuda neden gereken yere pas
vermedigini, uygun pozisyonlarda atis yapmadigini yada belirli
durumlarda tereddütler yasadigini açiklamakta güçlük çeker. Çünkü
kendisi de nedenin farkinda degildir. Bunlari anlamsini saglamak,
benzer durumlarda, baska sporcularin duygulari hakkinda bilgi vermek
ve sonuçtaki degisik olasiliklari siralayarak sporcuyu
bilinçlendirmek gerekir. Sporcudan yapmasini istedigimiz teknik ve
taktik hareketleri bir baska sporcuya yaparken gözletmek, istenenin
zor olmadigini anlamasini saglar. Ayrica sporcunun hayran oldugu ve
örnek aldigi birini izlemesi saglandiginda, o sporcuya güçlü bir
duygusal bag kurulacagindan henüz kendisi o kapasitede olmasa da
spor yasami boyunca olumlu etkilenecektir. Bu durum özellikle
ergenlik dönemi sporcularinda görülür. Sporcunun
kendine, arkadaslarina ve antrenörüne güven duyarak mutluluk içinde
hareket etmesi saglanmalidir. Bunlari saglayabilecek bir antrenörün
öncelikle kendi duygularini tanima ve yönlendirme konusunda yeterli
olmasi gerekir, duygularin bulasici oldugu unutulmamalidir.
Sporcunun
hedeflenen sonuçlara ulasabilmesi için uzun ve yorucu antrenmanlarla
dis fiziksel engelleri asmasi daha güçlü daha çabuk ve daha mükemmel
teknik taktik davranabilmesi için ugrasilmaktadir. Oysa sporcunun
yorgunluk, isteksizlik, kendine güvensizlik gibi iç psikolojik
engelleri asmadan duygularini taniyip, yönlendirebilme yetenegini
gelistirmeden yapilan çalismalar her zaman antrenörleri hayal
kirikligina ugratabilir. Bu
nedenle duygusal egitime çocuk ve gençlerin fiziksel antrenmanlara
basladiklari ilk andan itibaren baslamak gerekir. Bu da antrenörün
antrenman planlamasi yaparken fiziksel ve psikolojik hazirliklari
birlikte düsünmesi ve uygulanmasi anlamindadir.
23-Stres
nedir? Organizmanin
ruhsal ve bedensel olarak zorlanmasi sonucu ortaya çikan bedensel,
zihinsel, psikolojik ve davranissal rahatsizliklar seklinde ortaya
çikan durum stres olarak adlandirilir 24- Stresin performans üzerinde
etkisi nedir?
Her
insan belirli durumlarda kaygi duyar. Bu normaldir ve kendini
korumasi ya da ulasmasi için gereklidir. Ancak
kaygi uzun süreli ve yogun yasandiginda strese dönüsür. Kaygi,
olaylari algilama durumuna bagli olarak farkli düzeylerde yasanir.
Bazilari kisilik özelligi olarak kaygi duymaya meyillidir. Bu
kisilerin belirli durumlarda yasanacak olan kaygiyi daha yogun
yasadiklari görülmektedir. Ayrica
duruma bagli olarak yasanan kayginin yas ve tecrübe ile de ilgili
oldugu bilinmektedir. Bilindigi
gibi stres organizmanin ruhsal ve bedensel olarak zorlanmasi sonucu
ortaya çikan bedensel, zihinsel psikolojik ve davranissal
rahatsizliklar seklinde ortaya çikan durumdur. Milyonlarca insana
bir anda cosku ya da hüzün yasatabilen spor müsabakalarinda basrolü
oynayan sporcu da hem bedensel hem ruhsal olarak yogun yüklenmeler
altindadir. Istenen performansi sergileyebilmek için, uzun süreli
antrenmanlara katlanmak zorundadir. Özel yasami dahil her hareketi
kontrol altinda tutulan sporcudan tek istenen kazanmaktir. Her
yarisma sporcu için sosyal ve ekonomik açidan büyük önem tasir.
Böylesi bir ortamda sporcunun fiziksel özellikleri ne kadar mükemmel
ve geçirdigi antrenman süreci ne kadar kusursuz olursa olsun
basariya ulasmasi stresle basa çikabilme yetenegine baglidir.
Stres
altindaki bir sporcuda su degisiklikler görülür.
Fizyolojik
olarak kan basincini (tansiyon arteriyel), kas
gerginligi(gerim/tonus) ter bezi faaliyetlerinin ve kalp vurum
sayisinin (pulse/nabiz)arttigi görülür. Solunum (respirasyon)
siklasir ve gözbebeklerinde büyüme olur. Beyine ve kaslara daha
fazla oksijen gerektigi için kanda alyuvarlar (eritrosit) sayisi
artar, iç organlardaki kan miktarinin azalmasi nedeniyle sindirim
yavaslar, zihinsel olarak dikkat azalir, algilamada yanilgilar ve
unutkanlik görülebilir. Psikolojik olarak güvensizlik hisseder,
huzursuz ve karamsardir, yetersizlik duygusuna bagli olarak korku
baslamistir. Bütün bunlar antrenman veya yarisma sirsinda sahip
oldugu performansi sergileyememesine neden olur. Konsantre olamaz,
koordinasyon bozulur, teknik ve taktik hareketlerde hatalar
sergiler. Sporcularin
kisilik özelliklerini iyi bilen bir antrenör, sporcunun bu durumunu
hemen tespit edebilir ve stresle basa çikabilmesi için yardimci
olur. Aksi halde kendisi de sporcunun beklenmedik hatalari
karsisinda acimasiza elestirip normal performansini
gerçeklestirecegi beklentisiyle oyun içinde tutmaya devam edecektir.
Bu da sporcunun stresinin artmasina neden olur.
Stresle
basa çikma yollari arasinda insanlar en çok önerilen fiziksel
egzersizler sporcuda stresin kaynagi oldugu içi geçerli degildir.
Bunun yerine dogru nefes alma egzersizleri biyolojik geri bildirim,
otojenik gevseme, progresif gevseme uygulamalari ve pozitif
düsünmeyi saglayacak zihinsel çalismalar yapilmalidir 25- Yerkes
Dodson yasasi nedir?
Ters
çevrilmis u hipotezi olarak bilinir. Bu hipoteze göre sporcunun
istenen performansi sergileyebilmesi için uygun bir uyarilmislik
dolayisiyla belirli bir gerginlik düzeyinde bulunmasi gerekir. Bu
düzeyin alti ve üstü performansi gerekir. Bu düzeyin alti ve üstü
performansi olumsuz yönde etkiler Yerkes ve Dodso (1908) fareleri
kullanarak bu hipotezin deneysel dogrulugunu kanitlayan ilk
kisilerdir. Burada
düsük uyarilmislik iki durumda görülür. Ilki genele sporcunun
kendinden çok güçlü rakiplerle karsilasmasi durumunda ne yaparsa
yapsa da kazanamayacagina inandigi durumdur. Ikincisi ise rakibin
kendisinden çok zayif buldugu ve rahatça kazanacagina inandigi
durumdur. Her iki durumda da sporcu yetersiz uyarilma sonucu
basarisiz olacaktir Asiri
uyarilmislik durumunda ise sporcu sonuca yogunlastigi ve sadece
galip gelmeyi düsündügü için normal performansini sergileyemez.
Asiri gerginlik, güvensizlik ve korku dogurur. Bu durum yine
basarisizlik getirir. 26- Sporcu
ile iletisim nasil olmalidir?
Sporcular
yüksek performans hedefleyen uzun ve yorucu yolda basta antrenörler
olmak üzere kulüp idarecileri izleyiciler, basin, takim arkadaslari
ve dogal olarak ailesinden destek görmek ister. Olumlu ve etkili bir
iletisim pozitif düsünme, güven duyma, dogru davranislari pekistirme
ve övme hatta ödüllendirme ile olur. Etkili bir iletisim ise sözlü
oldugu kadar sözsüz mesajdir(jestler, mimikler, el-kol hareketleri
v. b)önemini bilerek dogru ve yerinde kullanmaya dayanir. Ayrica
etkili bir iletisim için gönderilen mesajlar, dogru bir sekilde
algilanabilmelidir. Genelde
antrenörler sporcularina sürekli talimatlar gönderir. Ne yapmasi
gerektigi ve yapmamasi gerektigi ne yemesi gerektigi ne zaman
yatmasi gerektigi v. b ama sporcuyu nadiren dinlerler. Oysa
sporcular görev ve sorumluluklarin farkindadir. Hiçbir sporcu
basarisiz olmak istemez. Basarisizlik durumunda hatalarini bilirler.
Hatalarin nedenlerini açiklayacak durumdadirlar. Antrenörlerin
sadece kendileri konusmak yerine sporcuyu dinlemeye de önem
vermeleri gerekir. Sporcu kendi tespitleri ve kendi düsüncelerine
önem verildigini hissetmelidir. Sporcuyla iletisim kurma,
olumsuzluklarini söyleyerek yermeye degil, bilgi vermeye yardim
etmeye kendine güvenini pekistirmeye yönelik olmalidir.
27- Biyoritm
nedir?
Günümüzde
antrenman programlari uygulanirken ya da müsabik takim listesi
belirlenirken göz önünde olan konulardan biride sporcularinin
biyoritm egrileridir. Biyoritm egrileri fiziksel duygusal ve
düsünsel sistemleri yöneten enerji dalgalarinin seyrini gösterir.
Her organizma fiziksel, duygusal ve düsünsel olarak periyodik bir
dalgalanma içinde canlanma ve dinlenme evreleri geçirir
Bu
konu 20. y. y baslarindan itibaren tip, hava ve kara trafigi,
sanayi, sigorta ve giderek spor alanlarinda dikkate alinmaya
baslanmistir. Bu alanlarda yapilan pek çok arastirma, alinan
sonuçlarin biyoritm grafiklerinin durumlari ile yakindan iliskili
oldugunu ortaya koymaktadir. Fiziksel
devre 23 gün sürer. Bu sürenini ilk yarisinda fiziksel güç ve
dayaniklilik yüksektir. Ikinci yarisinda ise fiziksel kapasite düsük
oldugundan organizma çabuk yorulur. Hal böyle ise sporcunun durumunu
bilerek degerlendirmek, yüklenme yogunlugunu azaltamayacagimiz bir
zamanda ya da müsabakada ise uygun ilaçlarla destekleyerek, hasta
olma, sakatlanma v. b riskleri azaltmak gerekir.
Duygusal
devre 28 gün sürer. Bu sürenin ilk yarisinda sinir sistemi ile
ilgili sevgi, zeka, duygu gibi durumlar olumludur. Ikinci yarisinda
ise sinirli, alingan davranislari bakimindan olumsuzdur. Bu
durumlarda sporcuya karsi tahammül gösterip, anlayisli davranmak ve
motive etmek için uygun yollari seçmek gerekir.
Zihinsel
devre 33 gün sürer. Bu sürenin ilk yarisinda kisi ögrenmeye daha
yatkindir. Kolay kavrar ve net düsünebilir, hafiza iyi çalisir.
Ikinci yarida ise düsünme kapasitesinin tamami kullanilmadigi için
ögrenme zordur. Yaratici düsünemez ve çözüm yollari bulmada güçlük
çeker. Bu durumdaki sporcunun özellikle süratle devam eden müsabaka
içinde zekice ve çabuk kararlar vermesi beklenmemelidir.
Her
üç devrenin birini, sonuncu ve ortasindaki günler kritik günlerdir.
Bu günlerde kisinin özellikle dikkatli olmasi mecbur kalmadiginda
önemli kararlar almamasi, önemli ve yeni denemelerde bulunmamasi
gerekir. Özellikle fiziksel devrenin kritik günü çakisan diger
kritik gün var ise ikili kritik günolusmustur. Ve son derece
riskli bir durumdur. Arastirmacilar böyle ikili kritik günlerin
yilda en çok alti kez ortaya çikabilecegini ve bu sayinin azliginin
sans olarak görülmemesi gerektigini belirtmektedirler.
Biyoritmik
devrelerin grafigini çikartmak için kisinin dogdugu günden itibaren
biyoritmi görülmek istenen ayni ilk gününe kadar yasadigi süre
bulunarak bazi hesaplar yapilir. Bu
hesaplamalarin pratik olarak yapilabilmesi için gelistirilmis
tablolar bulunmaktadir. Ancak biyoritmin kullaniminin,
yayginlasmasina bagli olarak hazirlanan bilgisayar programlari en
kisa yoldur. Dogum
tarihi ve istenen tarih bilgisayara girildiginde ekranda her üç
devrenin grafiklerini görmek mümkün olmaktadir.
28- Circudian
ritm nedir?
Circudain
ritm, günün 24 saati içindeki pek çok fizyolojik ve psikolojik
süreçteki ritmlerin tümüdür. Bunlarin
nöro-müsküler (sinir-kas) koordinasyon, fiziksel çalisma kapasitesi
(PWC-Physical work capacity) reaksiyon süresi (reaction time) kas
dayanikliligi, kavrama kuvveti, ana eklemlerdeki hareketlilik, vücut
isisi, kalp vurum sayisi, kan plazma volümü, oksijen kullanimi ve
protein konsantrasyonu v. b Literatürde
24 saatlik bir gün süreci içinde bir süre yüksek verim ve yavaslama
gösteren üçyüzbinin üzerinde fizyolojik fonksiyon oldugu
görülmektedir. Antrenman planlanirken bu konu göz önüne alinmalidir.
Acil
enerji kaynagi olan karaciger glikojen deposu sabahin geç
saatlerinde en yüksek düzeydedir. Gecenin ortasina dogru da azalmaya
baslar. Zorlu
egzersizlerin siddetine vücudun siddetine adaptasyonunu saglamak
için kas tonusu ve kuvvetine etki eden endokrin sisteminde özel
circudian ritmleri vardir. Bu
tür etki gösteren hormonlari basinda kortisol gelir. Kortisol her
sabah uyandiktan sonra maksimum düzeye çikar ve aksam minimum düzeye
iner. Yorgunlukla
yakindan ilgili bir hormon olan melatonin yemek yeme aliskanliklari
ile gece ve gündüz siklusuna baglidir. 29- Jet
Lag (zaman degisimi)sorunu nedir?
Jet
lag belirli zaman farkliliklari olan bölgeler arasinda yapilan uçak
yolculugu sonrasi ortaya çikan fiziksel ve mental (zihinsel)
uyumsuzluk sorunlaridir. Ani zaman degisimi içsel vücut ritmlerini
etkileyerek, karisiklik yaratir. Özellikle dogu ve bati yönünde uzun
uçuslar yapilmis ise uyuma ve uyanik olma siklusu bozuldugundan
meydana gelen fizyolojik degisiklikler sonucu jet lag olusur.
Bunun
sonucunda yorgunluk, depresif (saldirgan) duygularin olusmasi, bas
agrisi, konsantre olamama, istah kaybi, uyku bozuklugu, kuvvet kaybi
ortaya çikar. Vücudun
eski durumuna kavusmasi ve eski ritmini yakalamasi için birkaç gün
gerekebilir. Jet
lag, bireyleri farkli derecelerde kavusmasi ve farkli sekillerde
etkiler. Bu etkilemede çesitli faktörler söz konusudur. Bu faktörler
sunlardir: Onlarin
uçus yönü batidan doguya dogru oldugu için en az iki ülke arasindaki
saat farkinin 1. 5e bölümü sonucu ortaya çikan süre, o sporcunun
uyumu için gerekir. Bu konu uluslararasi yarismalarda ülkemizi
temsil eden takimlarin veya sporcularin deplasmanlarinda da
geçerlidir. Burada uçus yönleri, süreleri ve saat farkliliklari göz
önüne alinip ona göre seyahatler ve günlük programlar yapilmalidir.
Bu tür seyahatlerden bir gün önce sporculara karbonhidrat yönünden
zengin besiler verilmelidir. Uzun uçuslar sirasinda sporcularin
dehidratasyonlarina (su kaybetmelerine) engel olmak için
meyvesulari, madensulari içmeleri saglanmalidir. Sporcularin bu tür
seyahatlerde dehidrata(su kaybi) neden olabilecek ve onu
artirabilecek çay, kahve ve alkol gibi içeceklerden kaçinmalarina
dikkat edilmelidir. 30- Spor
yaralanmalarinin psikolojik yönleri nelerdir?
Spor
yaralanmalarinin olusum nedenlerinden biride psikolojik nedenlerdir.
Bu durumun bilinmesi ve ortadan kaldirilmasi spor yaralanmalarindaki
bir olusum nedenini ortadan kaldirabilir. Sporcunun
zaman zaman ortaya koydugu kontrolsüz, saldirgan ve riskli
davranislarinin nedenlerini içsartlara (psikofizik) baglamak
gerekir. Kendisi
yarismanin heyecanina kaptiran sporcu, objektif olarak algi alani
içinde olmasina ragmen, bazi sakatlayici unsurlari görmeyebilir. Bu
da gerek rakip, gerekse sahadaki bazi maddelere çarpmasina neden
olabilir. Spor
yaralanmalarinin meydana gelme olasiligini artiran kisilikle ilgili
psikolojik durumlari; duygusal nedenler, zihinsel nedenler ve
sensomotrik (duyu-hareket) nedenler olarak üç ana baslikla altinda
toplayabiliriz. Duygusal
nedenler: Saldirganlik, korku, hirs, rekabet, psikolojik yüklenme ve
duygusal çatismalardir. Zihinsel
nedenler: Algi bozuklugu, zihinsel yüklenme, tehlikeyi göze alma
yatkinligi ve zihinsel çatismalardir. Sensomotorik
nedenler: Yorgunluk, duyarsizlik,, kondisyon eksikligi ile güdü ve
beceri arasindaki uyumsuzluk olarak ele alinabilir.
Basarisizliktan
duyulan toplumsal korku sürekli takimda kalabilme çabasi içinde olan
sporcunun sözü edilen bu nedenlerle basa çikabilmesi için
antrenörünün bilinçli bir yönlendirme ve idaresine gereksinim
vardir.
KAYNAKLAR |